|
Dijital Ortamda Renkler
Hepimizin başına gelmiştir,
çektiğimiz fotoğraf, makinanın LCD ekranında farklı, evde bilgisayara
aktardığımızda monitörde farklı, arkadaşımıza gönderdiğimizde onun
monitöründe farklı ve hatta fotoğrafı bir stüdyoya götürüp
bastırdığımızda kartta farklı göründüğü durumlar olmuştur. Çektiğimizde
makinanın LCD ekranında düzgün görünen bir fotoğraf evdeki bilgisayarda
kapkaranlık, baskı yapıldığında çok kırmızı görünebilir. Çünkü görevi
“renkleri ifade etmek” olan fotoğraf makinamızın sensörü, onun LCD ekranı,
monitörler, yazıcılar, tarayıcılar renkleri hep kendi yazılım ve donanım
sınırları içinde ifade ederler. Ve eğer biz müdahale etmez ve ne yaptığımızı
bilmezsek her farklı ortamda çektiğimiz fotoğraf bizim istediğimiz gibi
değil, ilgili donanımın istediği gibi görünür. Bahsettiğim bu “müdahale”nin
adına “renk yönetimi (color management) denir ve mutlaka her donanım için
yapılması gereklidir. Bu yazıda renk yönetiminin temelleri ve yapılması
gerekenler konusunda biraz daha detaylı bilgiler bulacaksınız.
Renk
Teorisi
İlkokul resim derslerinden
hatırlayacağınız gibi,, nesneler yansıttıkları dalga boylarına göre gözümüze
farklı renklerde görünürler. Yansıyan bu ışınların gözümüze göründükleri
renkler ise “ana renkler” ve “ara renkler” olarak ayrılmıştır. Ana renkler
kırmızı, sarı ve mavidir, ara renkler de bunların karışımından oluşur ve
yeşil, mor ve turuncudur. Ara ve ana renklerin karışımından da ikincil
renkler oluşur. Bütün renklerin karışımı (yani nesne ortamdaki tüm ışınları
olduğu gibi yansıtıyorsa) ise beyazı oluşturur. Eğer bir nesne üzerine gelen
hiçbir ışını yansıtmazsa bu da siyah renktir.
Renk Modelleri
Dijital görüntü ekipmanları
(monitörler, yazıcılar, tarayıcılar, dijital fotoğraf makinaları) doğadaki
bu renkleri insan gözüne doğru olarak gösterebilmek için bazı standart renk
modelleri (yani renkleri ifade yöntemleri) kullanırlar.
Bu modellerin amacı, renkleri dijital olarak, yani sayılarla ifade
edebilmektir.
L*a*b
Renk Modeli
Bu renk modeli doğadaki
renkleri ifade etmek için üç kanal kullanır. Bunlar
- L :aydınlık
(Bu kanalda 0 değeri en karanlık, 100 değeri de en aydınlıktır.)
- a : kırmızı – yeşil
- b : mavi – sarı
 
Bu renk modeli genellikle “referans” renk modeli
olarak kullanılır. Renkleri bir renk modelinden diğer renk modeline
çevirirken önce bu modele çevrim yapılır, daha sonra hedef renk modeline
çevrilir. Bu durum bizim yabancı bir para birimini diğer bir yabancı para
birimine çevirirken önce YTL ye çevirip sonra istediğimiz birime çevirmeye
benzetilebilir.
RGB renk modeli
Bu renk modeli en çok
bilinen renk modelidir. Monitörlerin renkleri göstermek için kullandıkları
renk modelidir. Bu model de renkleri ifade etmek için üç kanal kullanır.
- R: kırmızı
- G: yeşil
- B: mavi
Bu model “ışınların oluşturduğu renk modeli” olarak adlandırılabilir. Şekilden de
görebileceğiniz gibi tüm ışık ışınlarının karışımı beyazı oluşturur.
 
CMY(K) renk modeli
Bu model yazıcıların ve
baskı cihazlarının renkleri ifade etmek için kullandıkları renk modelidir.
Bu modeli “baskı” yapan cihazlar kullandığı için “ışınların” oluşturduğu
değil, “mürekkeplerin” karışımlarından oluşan renkleri ifade eder. Bu yüzden
tüm renklerin (mürekkeplerin) karışımından beyaz değil siyah meydana
gelir. Ancak pratik nedenlerden dolayı yazıcılar siyahı bütün mürekkepleri
karıştırarak değil de ayrı bir siyah mürekkeple oluşturdukları için
kanallara bir de siyah eklenmiştir ve genellikle bu model CMY değil CMYK olarak adlandırılır.
Bu kanal da teorik olarak
renkleri üç kanalla ifade eder
C: cyan (camgöbeği)
M: mor
Y: sarı
(K: siyah)
 
HSB Renk Modeli
Bu model renkleri üç
kanalda ifade eder
H: renk (hue)
S: doygunluk (saturation)
B: aydınlık (brigthness)
 
Renkler bu modeller yoluyla
artık rakamlarla ifade edilebilir hale gelmişlerdir. Örneğin bir monitör bir
rengi ifade etmek için o rengin mavi, kırmızı ve yeşil cinsinden değerlerini
hesaplar ve ekrandaki pikselde bu renkleri yansıtan elemanların geçirgenlik
(şeffaflık) değerlerini ayarlayarak gözümüze doğru renk görünmesini sağlar.

Her kanal 0 ile 255
arasında değerler alır, tüm değerlerin 255 olması durumunda beyaz, tamamının
0 olması durumunda ise siyah renk oluşur. Sadece mavi renk için kırmızı ve
yeşil kanallar 0 (yani tamamen şeffaf) değerini alır ve gözümüz monitörde
mavi rengi görür. Ancak diyelim ki fotoğraf makinanızın
oluşturduğu R:100, G:255, B:125 değerleriyle ifade edilen bir renk,
monitörünüzde aynı sayılarla ifade edildiğinde aynı rengi
oluşturmayabilir.Hatta monitörünüzün ışık ayarı sonuna kadar açıkken oluşan
renk, ayarı sonuna kadar kapalıyken hala aynı rakamlarla ifade edilmesine
rağmen aynı görünmeyecektir. İşte "renk yönetimi"nin önemi burada ortaya
çıkar.
Doğru Renklerin
Görüntülenmesi
Her görüntü elemanı
renkleri sayısal olarak belli bir modele göre ifade eder. Peki örneğin
dijital fotoğraf makinasında çekilen bir fotoğrafın evimizdeki monitörde
doğru, baskı yaptığımız yazıcıda doğru ifade edilmesini nasıl sağlayacağız?
Görüntü ekipmanları yani
tarayıcılar, dijital fotoğraf makinaları, monitörler ve baskı makinaları ya
da yazıcılar farklı farklı üreticiler tarafından farklı kalite ve
özelliklerde üretilirler. Bu nedenle bu cihazların renkleri oluşturabilme ve
görüntüleyebilme yetenekleri fotoğrafın doğru renklerde elde edilmesi,
dijital ortamda görüntülenmesi ve baskısının alınması aşamalarında etkili
olur.

Çok kaliteli bir fotoğraf
makinası ile çektiğiniz ya da çok kaliteli bir tarayıcı ile taradığınız bir
fotoğrafın renk yönetimi yapılmamış bir monitörden izlenmesi ya da yine renk
yönetimi yapılmamış bir yazıcıdan baskısının alınması orijinal fotoğraftan
farklı renklerde bir sonuç elde edilmesini sağlayacaktır. Ancak renk
yönetimi yapılmış bile olsa her görüntü ekipmanını renkleri aynı kalitede
gösteremez. Hepsinin renkleri ifade etme hassasiyeti farklıdır. Zaten bu tür
cihazlardaki kalite ve fiyat farkını belirleyen de bu “renkleri
görüntüleyebilme yetenekleri”dir. Bir görüntüleme ekipmanının ifade
edebildiği tüm renklerinin oluşturduğu uzaya “görüntülenebilen renk
aralığı” ya da GAMUT denir.
Görüntülenebilen Renk
Aralığı (GAMUT) ve Renk Uzayları
Her cihazın kalitesine
bağlı olarak görüntüleyebildiği renk aralığı farklıdır. Bütün bu cihazlar
insan gözünün gördüğü tüm renklerin sadece bir kısmını görüntüleyebilir.
Insan gözünün görebildiği tüm renklerin
oluşturduğu uzayı 1931 yılında CIE (Commission Internationale L’Eclairage –
International Commission on Illumination) modellemiştir. 1976 yılında bu
model gözün ışığa duyarlılığının logaritmik olmasını da göz önüne alarak
yeniden revize edilmiş ve CIE L*a*b ya da CIELAB denen renk uzayı ortaya
çıkmıştır.
L*a*b
(CIELAB) Renk Uzayı
İnsan gözünün gördüğü tüm
renkleri kapsar ve hiçbir elektronik cihazın görüntüleyebildiği renk aralığı
bu uzayın tamamını kapsayamaz. Yani hiç bir elektronik cihaz insan gözünün
görebildiği renklerin tamamını birden gösteremez.
sRGB Renk Uzayı
Genel olarak görüntü işleme
programlarının ve monitörlerin kullanıdığı renk uzayıdır. Dijital fotoğraf
makinalarının varsayılan renk uzayı da sRGB dir. Internet’e fotoğraf koymak
istediğinizde bu renk uzayı tam size göredir, çünkü bir çok web programı
sRGB den baska renk uzayını doğru görüntüleyemez.
Aşağıda sRGB renk
uzayının sınırılarını görebilirsiniz. Bunun dışında kalan renkler
görüntüleyen cihaz tarafından bu uzayın içinde kalan en yakın renge
çevrilir. Ancak bunun için çevrilecek rengin hangi uzayda olduğunun
biliniyor olması gerekir yoksa renk yanlış çevrilir ve istenenden farklı
bir renk görüntülenir.

Kaynak:
http://www.drycreekphoto.com/tools/printer_gamuts/gamutmodel.html
AdobeRGB Renk Uzayı
Adobe firması tarafından
geliştirilmiş bir renk uzayıdır. sRGB den daha geniş bir renk aralığını
kapsar. Ancak bütün programlar (web gezginleri ya da Adobe dışındaki
firmalar tarafından üretilen görüntüleme programları gibi) bu uzaydaki
renkleri doğru göstermeyebilir. Genellikle baskısı yapılacak fotoğrafların
bu uzayda olması önerilir. Günümüz gelişmiş fotoğraf makinalarında AdobeRGB
renk uzayı ayarı da bulunur.
Aşağıdaki diyagramda
kırmızı çerçeve AdobeRGB renk uzayı ve içi dolu olan bölüm sRGB renk
uzayıdır.
Kaynak:
http://www.drycreekphoto.com/tools/printer_gamuts/gamutmodel.html
Firmaların
renk kapasitelerini tanımlayan başka renk uzayları da
mevcuttur. Bunlardan bazıları aşağıdadır.
- Prophoto RGB
- Colormatch RGB
- SWOP
Renkleri gösteren her cihazın
bir "gamut"u yani gösterebildiği renklerin oluşturduğu bir uzayı vardır.
Aynı durum yazıcılarda kullandığımız kağıtlar için de geçerlidir. Fotoğraf
baskısı için kullanılan farklı kağıtların gamutları farklıdır. Kimi kağıtlar
zengin bir renk doygunluğu sağlarken bazı kağıtlarda renkler o kadar canlı
değildir.
http://www.drycreekphoto.com/tools/printer_gamuts/gamutmodel.html
adresinde bulunan etkileşimli sayfadan farklı donanım ve kağıtlar için
gamutları karşılaştırabilirsiniz.
Renk Yönetimi
Artık biliyoruz ki her
cihaz gözümüzün gördüğü renklere en yakın renkleri oluşturmak için belli
renk modelleri kullanır ve her cihaz kalitesi ve kullanılan sürücü, işletim
sistemi gibi sınırlar içerisinde ancak gördüğümüz renklerin belli bir
bölümünü oluşturabilir. Yani elektronik cihazların üzerindeki sürücüler (driver)
ve işletim sistemleri renkleri olduğundan farklı yorumlayıp
renkleri farklı
oluşturabilirler.
Günlük
hayatta kullandığımız görüntü ve renkle ilgili cihazları basitçe
sınıflandırırsak,
Girdi cihazları:
- Tarayıcılar
- Dijital fotoğraf
makinaları
Çıktı cihazları
- Görüntüleme cihazları
- Monitörler (CRT, LCD)
- Projektörler
- ...
- Baskı cihazları
- İnkjet yazıcılar
- Laser yazıcılar
- Offset yazıcılar
- ...
- Baskı Ortamları

Ancak buradaki problem, her
cihazın farklı bir renk aralığını gösterme yeteneğine sahip
olmasıdır. O halde farklı
girdi cihazlarından elde edilen görüntüleri farklı çıktı cihazlarında doğru
renklerle nasıl görüntüleyebiliriz?
Başlangıçta, renklerin
cihazlar arasında farklı yorumlandığı anlaşılınca her cihaz için bir “renk
çeviricisi” kullanılıyordu. Yani tarayıcınızdan bir fotoğraf taradığınız
zaman “bu fotoğraf falanca marka tarayıcıda taranmıştır ve sony LCD
monitörde bakılacak” diye bir çeviriciye ihtiyaç duyardınız. Eğer fotoğrafı
bu monitörde işleyip renklerini değiştirdiyseniz, baskı yaparken de baskı
yapacağınız yazıcının üretici firmasının o monitörde değiştirilen renklerin
yazıcıda doğru görünmesi için ürettiği bir çevirici gerekliydi.

Ancak üretici firmaların
çoğalması ve her cihaz için özel üretilmiş çeviricilerin yarattığı karmaşa,
bu soruna standart bir çözüm bulunması ihtiyacını da beraberinde getirdi. Bu
nedenle şöyle bir çözüm bulundu: Yine çeviriciler kaçınılmaz olarak var
olacaktı, ancak bunlar belli bir cihaz için değil, standart bir renk uzayına
çevirmek için kullanılacaktı. Örneğin tarayıcıda taradığınız ya da dijital
makinayla çektiğiniz fotoğrafların renkleri siz o fotoğrafı saklarken
standart bir renk uzayına çevrilecek, o fotoğrafı görüntüleyecek ya da
basacak cihaz da kendisinde o renkleri doğru görüntülemek için bu standart
renk uzayından gerekli çeviriyi yapacaktı. Böylece her üretici sadece bu
standart uzaydaki renklerin kendi cihazında doğru görüntülenmesinden sorumlu
olacaktı.

Bu standart renk uzayını ve
çeviricilerin standardını belirlemek üzere 1998’de bir konsorsiyum kuruldu.
Bu konsorsiyum “Uluslararası Renk Konsorsiyumu-International Color
Consortium – ICC” olarak adlandırıldı. Başlangıçta 8 firma tarafından
kurulan bu konsorsiyumun şu anda 70’in üzerinde üyesi vardır.
8 Kurucu üyenin adları
aşağıdadır:
- Adobe
- Agfa
- Apple
- Kodak
- Microsoft
- Silicon Graphics
- Sun Microsystems
- Taligent
Bu konsorsiyumun amacı,
kolay kullanılabilir, platformdan ve üreticiden bağımsız renk yönetimini
sağlamaktır.
Belirlenen standarda göre,
her cihaz için standart uzaydaki renkleri nasıl göstereceğini belirleyen bir
çevirici oluşturudu. Bu çeviriciye “ICC Profili” adı verildi.
Diyelim ki
elinizde çok kaliteli bir fotoğraf makinası var, ve bu makinanın
oluşturabileceği renk aralığı (yani "Gamut"u) çok genis. Bu makinayla
çekilen fotoğrafların tam çekildiği renklerle izlenebilmesi ancak gamut'u
daha geniş ya da aynı büyüklükte bir monitörden baktığınızda mümkün olur.
Renkler monitörün ICC profili sayesinde doğru olarak çevrilir ve gösterilir.
Monitörün
görüntüleyebildiği renk aralığı ya da gamut'u fotoğrafın içerdiği renk
aralığından daha düşükse, yine ICC profili sayesinde bire bir
görüntüleyemediği renkleri kendi gamutu içinde en yakın renkle gösterir.

Bu sayede artık tüm
cihazlar renkleri doğruya en yakın şekilde ifade edebilir..
Bir cihazın renklere doğru
göstermesi ancak doğru ICC Profilini kullanmasıyla mümkün olabilir.
Bir donanım için yanlış ICC profili kullanılırsa renkler
tamamen yanlış çıkabilir. Bu
nedenle firmalar genellikle ürettikleri cihazlarla birlikte bu ICC profillerini de
birlikte vermektedirler..
Fakat cihazların
kullanımları çok farklı ortamlarda olduğundan (örneğin arkasında bir pencere
olan ya da florasan lambayla aydınlatılan bir odada kullanılan monitör,
önerilen mürekkep ya da kağıttan farklı mürekkep ya da kağıt kullanan yazıcı
gibi), her cihaz için bu ortamlarda doğru renklerin görüntülenebilmesini
sağlamak amacıyla ICC profillerinin tekrar oluşturulması gerekir. Bu işleme
“kalibrasyon” denir. Kalibrasyonu yapılmayan monitörler ya da yazıcılar
istenen doğru renkleri görüntüleyemezler. Bu nedenle ciddi çalışan her kurum
ve kişinin kullandığı cihazları “kullanıldığı ortam ve şartlarda” kalibre
etmesi gerekir.
Renk Kalibrasyonu
Kalibrasyon işlemi farklı
yazılımlar ya da bu iş için özel üretilmiş donanımlarla yapılabilir.
- Yazılımla kalibrasyon
Şu anda piyasada satılan ya da internetten ücretsiz indirilebilen pek çok
kalibrasyon yazılımı mevcuttur. Bu yazılımlardan bazıları mevcut ICC
profili kullanıp kullanıcıyı görsel olarak
yönlendirerek cihazın “ışık”, “kontrast” gibi ayarların renkleri en doğru gösterecek
şekilde ayarlanmasını sağlar. Bazı programlar
ise bu ayarların sonunda yeni bir
ICC profili oluşturur. Kalibrasyon işlemi "ekrana
bakarak" yapıldığı için kalibrasyonu yapan kullanıcıya göre değişen
sonuçlar elde edilir ve kesin sonuçlar vermez. Ancak ev kullanıcıları için
yeterli sonuçlar verirler. Bu yazılımlara örnek Adobe Photoshop
programıyla gelen ve Kontrol Panel’de bulunan “Adobe Gamma” yazılımıdır.
- Donanımla kalibrasyon
Bu iş için özel üretilmiş profesyonel cihazlardır. Renkleri ölçerek
referans aldıkları renklerle uyumunu sağlayıp ICC profilleri oluştururlar.
Kullanıcıdan bağımsız kesin sonuçlar verirler.
 
Cihazların kalibrasyonları
ortamdaki değişen etkenlere bağlı olarak zamanla değişebileceği için bir kaç
haftada bir yeniden kalibre edilmesi önerilir
Bazı donanım
kalibrasyon cihazlarını aşağıdaki sayfalardan bulabilirsiniz.
http://www.colorvision.com/
http://www.gretagmacbeth.com/
http://www.xrite.com/
Renk yönetimi
ve kalibrasyon farklı ortamlarda renklerin orijinaline en yakın görünmesini
sağlar ve dijital ortamda fotoğrafçılık için mutlaka üzerinde önemle
durulmalıdır. |